Kayıtlar

oyun oyna..

İstinye.. bugün.. sosyal tesislerin kapısında içerden çıkmasını bekliyorum arkadaşımın..iki kadın var hemen sol tarafımda benden biraz uzaktaki bankta..biri sigara içiyor diğeri telefonda konuştuğu kişiyi teselli edici cümleler kuruyor..ben oturduğum bankta çantamı düzenleyip fotoğraf makinemi karıştırıyorum..sağ tarafımda bir adam sigara içiyor sırtı herkes dönük ve ayakta.. bebek, yatağından düşmüş, acil ambulansla hastaneye koşturmuşlar.. dua/teselli arasında cümlelerden anladığım hikaye bu..yaşlı, pejmürde görünüşli bir kadın gelip sigara istiyor halihazıda sigara içmekte olan kadından..kadın veriyor..yaşlı kadın helal ettin mi diyor..ettim diyor diğeri..beriki bu arada telefonu kapatmış olayı anlatıyor yanındakine ara ara kısa cümlelerle..sonra dönüp başka bir şeye ihtiyacın var mı diyor yaşlı kadına..yaşlı pejmürde eyvallahsız bişiler söylüyor ama beriki kadının uzattiğı parayı alıyor..borç mu diyor değil diyor beriki..dua et hastam var onun için dua et diyor..bişiler söylüyor ya...

buluta bakalım..

Gecenin bir vakti tesadüfen karşılaştığım, önce kulağıma sonra kalbime dolan şu güzelim şarkıyı evvelen paylaşmak istiyorum ki sen de dinle.. gel otur buluta bakalım    şimdi şöyle..genelde canımı bir şeyler sıkmışsa ya da öfkelenmişsem ya da keder sızısı bastırdıysa bir kalp ağrısı sancıdıysa yahut vakitsiz acayip coştuysam ya da içim içime sığmayan bir sevinç hali bir heyecan varsa yani galiba her durumda  :)) yüksek sesle müzik dinlemek bana iyi geliyor.. buna ev ahalisini ve komşuları mecbur etmek istemediğim için de kulaklık en iyi çözüm...bir de böyle anlarda bazı şarkılara kilitlenme halim oluyor..her durumun bir şarkısı var aşağı yukarı ya da kısa bir listesi :)  bazen de işte böyle rast gelmeler oluyor ki offf tam yerinde...işte bu gece bu şarkı tam yerine denk geldi..şu ana kadar kaç kez dinledim bilmiyorum...sar başa aynı şarkı....defalarca... şimdi diyeceksin ki halin ne yani keder mi öfke mi..yok hiç biri değil..ya da hepsi ama üstünde öyle bir örtü var ...

niyet-dillendirmek-hıdırellez..

  Merhaba sevgili okur,  ( böyle girince de yazıya bir Pamukvari oldu ya :)) ya da bizim bir arkadaş vardı çalıştığımız ekipte, dinlenme odasına girdiği zaman ' alayınıza günaydın/selam/afiyet olsun '  vb. gibi bir cümle ile selamlardı, kulakları çınlasın o da geldi aklıma..çorap söküğü çağrışımlar şekerim bir taş at dağ yıkılsın :) henüz kapıda bu kadar oyalandık bakalım nasıl akacak gerisi yazının.. sevgili mayıs ayına giriş yapalı yazmak niyetinde olup bir türlü bu dileği eyleme geçirememiş olsam da asla ve kat'a vazgeçmiş de olmadığımdan şu an buradayım :) mayıs benim ayım , çok güzel bir ay, neden? çünkü çok güzel :) güzellik gerekçeye muhtaç değil ki..  neyse bir de baktım bu sabah mutfaktaki klasik yapraklı takvime (evet canım her yılbaşı o takvim yenileniyor yerine asılıyor gün be gün yaprak yaprak maaile takip edilip koparılıyor, niye bilmiyorum ama öyle) günlerden 5 mayıs yani hıdırellez yani ooo başlasın yaz günleri ve dahi niyetli gece ritüelleri..yok ben...

ordan burdan şurdan..

-Bugün ruhum için ufak bir rota oluşturdum..Eyüp semtini ve dahi Eyüp Sultan hazretlerini ziyaret etmeyi çok severim..epey bir mazisi ve hikâyesi var bunun..evden üsküdar, oradan haliç motor hattıyla denizden mis gibi istanbul kokulu ve tabi çaylı yolculuk sonrası kavuştum başlangıç noktama..hazreti ziyaret ve avluda bir müddet durmak, etrafı gözlemlemek, fotoğraf çekmek, dua etmek, çocukların gözlerinden enerji ikmali yapmak gibi güzel bir takım şeyler yaptım..sonra ver elini artfeshane..büyüüük bir sergi, adı üstünde zaten "kolektifin belleği" epey bir eser görmek mümkün..tamamını gezemedim vaktim azaldığı için çünkü asıl hedeflediğim başka bir sergiye gitmem gerekiyor diye yarıda ayrıldım oradan..kesin devam edeceğim..zaten yıl sonuna kadar sergi devam ediyor. ( şimdi böyle deyince yıl sonuna ne kaldı şurada gibi bir his geçmedi desem yalan..dördüncü ayı bitirmek üzereyiz o ayrı bir de hiç bir şey planlandığı kadar uzun zaman ve uzaklıkta değil..bitiş ensemizde nefes alıyo...

sana uğradım..

Cam açık..dışardan serin havayla birlikte caddenin ve mahallenin kısık uğultusu geliyor.. neden kısık.. belki bana öyle geliyor, yanımda cep telefonundan çıkan müzik sesi muhtemeldir ki diğer sesleri bastırıyor..gönül yazar söylüyor efenim "gitmesin gözlerinden pırıl pırıl arzular"  falınıza bu şarkı çıktı :) ne güzel bahtınıza güzel sözleri ve iyi dilekleri olan şarkı çıktı.. pırıl pırıl arzular bulun kendinize ömürlük olsun :) olur mu bilmem.. çayım evet evet yanımda.. akşamın pardon gecenin bu vakti (saat an itibarıyla 22.33) içmeden durmak ne mümkün efendim..içiyorsak sebebi var.. yorgunuz mesela..kafam yorgun, aklım yorgun, bedenim yorgun, kalbim yorgun en çok da o yorgun..ah kalbim neler çektin sen benden yahu.. çalışıyoruz mesela..okuyoruz mesela..düşünüyoruz mesela..bütün bunlar bir miktar sıvı istiyor..su da olur ama kesmiyor efendim kesmiyor.. çay kesiyor mu, ah evet bir miktar hararet gideriyor..alışkanlık efendim eski yoldaş..ara ara yoldaşlık edip ayrıldığım diğe...

bir nisan, 1 nisan..

  Mart hep mi uzun gelir, geçip gitmesi sanki gün sayısından uzun süren, kara bir tren gibi, düz ovada gözden kaybolana kadar baktığımız, ufuk çizgisinde o son noktanın da kaybolduğuna nedense emin olamadığımız...zaten nam-ı diğer dert ayı olması, kazmaya küreğe göz dikmesi, kapılardan pencerelerden baktırması, hesabı /kitabı, defter-i kebiri kalın bir ay olması bundan mı..  "bahtından güldürsün" derler ya sadece insanları değil eşyaların, mekanların ve vakitlerin de bahtına düşen bir keder/ kader var demek ki.. ve belki de tüm bunlardan dolayı hemen ardından gelen nisan ayının ilk günü şaka gibi geliyor :) " hadi canım gerçekten çıktık mı o tünelden " bakışı ve şaşkınlığı :) 1 nisan derken bile kafiyesi ' bir insan' diyesim, akabinde ve detayında abuk sabuk şeyler gülesim gelmesi bundan mı...sen nerden bileceksin tabi ki bunların cevabını ben kendime soruyorum..  mart ayı ile kişisel bir derdim yok aslında, güzel günlerimin bazıları bu aya iliştirilmiş duru...

reset- beş.. ve son ve başlangıç ve ...

Sevgili okur, sonların vaktindeyiz..zaman yine kendi içinde döngüsünü kıvrım kıvrım kıvrılarak tamamlamak üzere.. bu seneki ramazan ayı son günlerinde, kış mevsimi son günlerinde, reset serimiz son günlerinde.. ve kim bilir başka ne tür son günler yaşanmakta yeryüzünün bir yerlerinde..ama işte şu güzelliğe bakın ki biri bayrama biri bahara açılan kapı oluyor bu sonlanmalar...:) ne güzel her şey böyle bitse..hüsnü hatime, nasip olsun.. reset serisi herkese farklı bir alandan deneyimler getirdi izlediğim kadarıyla, kimi çok belirgin ve somut kimi daha sessiz ve içsel bir yerden yaşadı...yani aslında hepimizi bir şekilde bir yerden bir yere değişik hallerden geçirerek devretti akış..kendi adıma her iki boyutunu da yaşadım yaşıyorum açıkca..ufak minik minicik resetlemeler yaptım..bazı şeyler bitti bazı yollar değişti..bir de büyük bir adım (ileri değil geri bu sefer) attım tam bir reset olarak..süreçler devam ediyor nereye evrilir göreceğiz. bazı geri adımlar ileri gitmek için elzem.. bira...